« Önceki |

26/1/2007

YİNE CAN DÜNDAR...

SANA ENERJİ VERMEYECEK HİÇ KİMSEYLE BİRLİKTE OLMA...

 

Sabah sol gözümde bir ağrı ve biraz kanla uyandım. Öğleden sonra soluğu doktorda aldım. Dünya tatlısı bir doktor ; ilk bakışta çözdü derdimi ;

- Direnç kaybına bağlı iltihaplanma...

- Sorun gözünde değil aslında , baktığın yerde.

- Hep karanlığa bakmaktan feri sönmüş gözlerinin

- Yılgın düşmüşsün

- Yorgunluk mikrobu seni gözünden vurmuş

Bu teşhisin ardından öyle bir reçete yazdı ki dostlar başına :

Pozitif düşün

Hayata sımsıkı sarıl

İşinden kafanı kaldırıp sevdiklerinle vakit geçir

Kendine yeni heyecanlar yarat

Sev ki hücrelerin yenilensin

Sana enerji vermeyecek hiç kimseyle de birlikte olma

 

CAN DÜNDAR...

 

26/1/2007

İSTANBUL NE GÜZEL...

Hayran olduğum şehir , yani İstanbul'la ilgili gelen bir maildeki fotoğrafları paylaşmak istedim.

Bu eşşiz şehri birgün herkes görmeli bence...

 

ORTAKÖY...

 

 

FATİH SULTAN MEHMET KÖPRÜSÜ...

 

 

ANADOLU KAVAĞI...

 

 

BOSPHORUS...

 

 

FIRTINA SONRASI...

 

 

GÜNBATIMI...

 

 

SİSLER ALTINDA...

 

 

           

18/1/2007

NE PİŞİRSEK...

HAŞLAMA

 

 

Neden bilmem hep zor gelirdi bana haşlama yapmak ; ama artık daha kolayı yok diye düşünüyorum. Gerekli olan sadece et , patates ve havuç. Miktarı ise tamamen size bağlı. Yapmanız gereken sadece bu üç malzemeyi düdüklü tencereye koymak ve üzerine bir miktar da su ilave edip pişirmek. 30 dakika pişme süresi için yeterli oluyor.

 

LAHANA MEZESİ

 

 

MALZEMELER

 

- 1/2 kırmızı lahana

- 1 dilim bayat ekmek

- 1 su bardağı yoğurt

- 3 diş sarımsak

- 2 yemek kaşığı zeytinyağı

- 1/2 çay kaşığı sirke

- 1 çay kaşığı pul biber

 

Kırmızı lahanayı ince ince kıyın bir kaşık tuzla ovup yıkayın. Mutfak robotunda püre haline getirin. Ekmek diliminin kabuklarını kesin. 10 dakika suda bırakın. Çıkarıp avucunuzla sıkın ve lahananın içine didikleyin. Sarmısağı ayıklayın, dövün ve yoğurda katın onu da lahanaya karıştırın ; sonra zeytinyağı ve sirkeyi katın, tekrar karıştırın. Servis tabağına alıp üzerine kırmızı pul biber ekin. 

 

DİP NOT : Bu mezeyi ekmek dilimlerine sürüp kanape olarak da sunabilirsiniz

 

17/1/2007

YENİ KİTAPLARIM...

            Yeni yıl , yeni kitaplar...

 

    İstanbul'dan Rodos'a Aşkın Beş Hali...

 

         

 

“Peşinizden çok koşulması, siz yakalandıktan sonra gelecek günlerin uzunluğuyla her zaman ters orantılıdır.

Ne kadar çok sevilir, beklenir, özlenirseniz, siz sevip, bekleyip, özlemeye başladığınız zaman o kadar tersine döner dünya. Ama bu sefer öyle olacağa benzemiyordu ve ben her zamanki gibi cesurca çıkıyordum Aşk’ın karşısına.”

Nosta… Hayatı, dostlukları, gülmeyi, şarabı, aşkı ama en çok da âşık olmayı sevmektedir.

Rodos’ta başlayıp İstanbul’da devam eden, birbirinden farklı gibi gözükse de aynı kişiler arasında dönen, dostluğa ve aşka dair bir roman...

 

             Asmalar Artık Ağlamıyor...

 

         

 

Taşra kökenli, büyümeye hevesli bir küçük boy işadamı... 
Onun mütevazı, kendi halinde karısı.... 
Bir öğretim üyesi kadın...
Ve evli kadının kocasını "öbürüyle" bastırması...

Gazetelerin üçüncü sayfalarındaki iştah kabartan, dedikoduların temel gıdası olan zina olayı hakkında, zengin tiplemelere, sağlam bir arkaplana, sahici bir dramatik gerilime yaslanan 'temiz' bir roman. Bir

kadının hayatla hesaplaşma anlatısı.

 

                Yedi Evin Sırları...

 

         

 

Evlerin de ruhu vardır. Onlar da sever, sevgi beklerler. Sevdiklerine bağlanır, sır biriktirirler.

Yedi Evin Sırları, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinden Cumhuriyet'in ilanına ve günümüz Türkiyesi'ne, dört kuşak boyunca uzanan bir ailenin öyküsünü, yaşadıkları farklı evlerin dilinden anlatıyor.

Croutier, İzmir'de görkemli bir villadan, Uludağ'ın eteklerindeki ipek çiftliğine ve buradan İstanbul'daki modern apartman katına uzanan inişli-çıkışlı bir aile tarihine ışık tutuyor.

Benzersiz olaylarla örülmüş bu aile destanında, aynı zamanda, farklı kuşaklardan özel dört kadının yaşamı buluşuyor...

DİP NOT : Her zamanki gibi Dharma'dan sipariş verdim. 

http://dukkan.dharma.com.tr/V1/Pg/Book

 

16/1/2007

SAKIZLI LORLU KURABİYE...

İnternette gördüğüm bir tarifti bu ; merak edip yaptım. Çok da hoşuma gitti. Hep aynı tarifleri yapmaktan sıkıldım farklı birşeyler olsun diyenlere uygun bir tarif.

 

 

MALZEMELER

 

- 1 yumurta

- 1/4 su bardağı sıvı yağ

- 1 su bardağı pudra şekeri ( ya da şeker)

- 250 gr. tatlı lor

- 2,5 su bardağı un

- 1 paket kabartma tozu

- 1 paket vanilin

- 2-3 adet damla sakızı

 

Önce yağ ve şekeri karıştırıp şekeri iyice eritin. Sonra sırasıyla yumurta , tatlı lor ( hiç pütür kalmayacak şekilde elinizle ezin ) , un , vanilin , kabartma tozu ve en son da damla sakızını (havanda toz gibi ezerek ) ekleyin. Elde ettiğiniz hamurdan kurabiyeler yapın.

 

175 derecede ısıdaki fırında 35 - 40 dakika pişirin.

15/1/2007

TATİLİN ARDINDAN...

Uzunca bir yılbaşı ve bayram tatilinin ardından geçen yoğun bir çalışma haftasından sonra yine merhaba...

Tatil tamamen dinlenme amaçlı oldu eşim ve benim için ; hemen hemen tüm tatili evde dinlenerek geçirdik. Bolca dinlenme , bolca müzik ve bolca filmle...

Son olarak da sinemada izlediğimiz bir film var ki ; anlatmaya değer.

                                      

 

         

 

Filmde genel olarak aşk hayatlarından memnun olmayan iki kadının biri Amerika'da diğeriyse İngiltere'de olan evlerini değiştirmek suretiyle geçirdikleri tatil boyunca başlarından geçen olaylar ve yaşadıkları aşklar anlatılıyor.

Romantik komedi sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir film...

 

DİP NOT : Özellikle Cameron Diaz ve Jude Lowe arasında yaşanan aşk süperrrrrrrrrr 

29/12/2006

İYİ SENELER....

 

 

Kahkahalar , yeni heyecanlar , bebekler , düğünler , eğlence ve tatlı sürprizler olsun...

Buluşmak için telefonlaşmalar olsun ; buluşmalar olsun , kavuşmalar olsun...

Kayıplar , depremler , afetler olmasın.

Kırgınlıklar , anlaşmazlıklar , ayrılıklar , yalanlar olmasın...

Biz olsun ; ben olmasın...

Mutluluk parayla , eğlence zoraki olmasın...

Bir kere söylensin yeter olsun...

 

En önemlisi sevgi olsun , aşk olsun...

Hepinizin yeni yılı kutlu olsun...

28/12/2006

YENİ YIL ALIŞVERİŞİ...

 

 

Yeni yıl yaklaşırken bütün alışveriş merkezleri daha bir canlı. Hepsi yeni yıla uygun süslenmiş ve ışıl ışıl ; özellikle de Agora ... ( Devasa yılbaşı ağacı ve duvarına tırmanan Noel Babalarıyla çok da şirin olmuş )

Agora Alışveriş Merkezi benim favorim ; birçok mağazanın şubesi mevcut ve iç dizaynı insanı sıkmıyor rahat rahat dolaşabiliyorsunuz. Yeni yıl dolayısıyla da tüm mağazalarda indirim var. Hediye almayı düşünüp de karar veremeyenler varsa bir göz atmalarını tavsiye ederim. Giyimden cam eşyaya herşeyi bulmak mümkün. Ev hediyesi tarzı birşey alınmak istenirse Paşabahçe'ye bakmanızı öneririm. Ama nedense yeniyıl hediyesi denince benim aklıma hep mumlar gelir. Hem fiyatlarının uygun olması hem de yeni yıl sofralarına güzellik katması sebebiyle... Eğer tercihiniz bu yönde olursa Mudo Concept'i es geçmeyin ; değişik çeşit ve kokularda mum çeşitleri var.

 

 

27/12/2006

SARAY LOKUMU...

 

 

Kısa sürede birşeyler hazırlamam gerektiğinde ilk başvurduğum tarif. Son derece pratik olması ve malzemelerinin genelde evde bulunması sebebiyle tercih ediyorum bu tatlıyı. Üstelik tadı da çok güzel...

 

MALZEMELER

 

- 1 kilo havuç

- 1 su bardağı şeker

- 2 paket petit beure bisküvi

- Yeteri kadar ceviz

 

Havucu rendeleyip tavaya alın üzerine şekeri ilave edip kısık ateşte havuç suyunu salıp sonra tekrar çekene kadar pişirin. Piştikten sonra soğumaya bırakın. Daha sonra soğuyan havucun içine ufalanmış bisküvileri ve cevizleri ilave edip hepsini karıştırın. Yumuşak bir hamur elde edeceksiniz. Hamurdan avuç içi büyüklüğünde parçalar koparıp top haline getirin. Servis tabağına aldığınız havuç toplarını kakao ve ya hindistan ceviziyle süsleyebilirsiniz.

 

DİP NOT : Ben yarım ölçü yaptım ; 20 adet saray lokumum oldu.

26/12/2006

KESTANE KEBAP...

 

 

Kış mevsiminin vazgeçilmezidir kestane bizim evde. Farklı şekillerde pişirilebilir. Haşlayarak ya da meşhur ismi ' kestane kebap' ı almasını sağlayan haliyle , yani ızgara yapılarak. Eskiden kömürlü sobaların üzerinde pişerdi kestane ; çıtır çıtır... Şimdi ise sobalı ev pek kalmadığı için daha farklı yöntemlerle pişiriliyor. Mesela benim gibi akıllılar tost makinesinde pişirebiliyor. Soba bulamadık ya tost makinesi de olur diye düşündük. Oldu mu ? Yoruma açık. Yine çıtır çıtır , yine sıcacık ama sobanın isi midir o ayrı lezzeti veren kestaneye bilmem ; ama yine de güzel oluyor hele bir de çizme işini eşiniz üstlenirse iyice pratik oluyor...